Kandıra’nın yaklaşık iki asır önceki nüfus yapısı, mahalleleri, köyleri ve ailelerine ilişkin dikkat çekici bilgiler bilimsel bir araştırmayla gün yüzüne çıktı. Ordu Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden Dr. Erdal Hürol tarafından hazırlanan ve 2026 yılında Şura Akademi Dergisi’nin 13. sayısında yayımlanan çalışma, 1830 yılına ait Osmanlı nüfus defterleri üzerinden Kandıra’nın geçmişine ışık tutuyor. Araştırma, Kandıra’nın yalnızca nüfusunu değil, aile lakaplarını, ekonomik faaliyetlerini ve göçlerle değişen toplumsal yapısını da gözler önüne seriyor.
1830 Yılında Kandıra Merkezinde Üç Mahalle Vardı
Araştırmaya göre Kandıra kasaba merkezi 1830 yılında Sultan Orhan, Çarşı ve Karadurak olmak üzere üç mahalleden oluşuyordu. Dönemin nüfus defterlerinde kasaba merkezinde 164 hanede toplam 395 erkek kayıtlıydı. Kadınlar sayım kapsamına alınmadığı için kadın nüfusunun erkek nüfusuna yakın olduğu varsayımıyla merkez nüfusunun yaklaşık 790 kişi olabileceği değerlendirildi.
Karadurak Mahallesi İlk Sıradaydı
1830 yılı kayıtlarında mahallelere göre erkek nüfusu şöyleydi: Karadurak Mahallesi: 174 erkek, Sultan Orhan Mahallesi: 112 erkek, Çarşı Mahallesi: 58 erkek. Çarşı Mahallesi’nde 26, Karadurak’a bağlı Sevilli yerleşiminde ise 25 Kıptî erkek de kayıtlarda yer aldı. Böylece kasaba merkezindeki toplam erkek nüfusu 395’e ulaştı. Merkeze bağlı 30 köyde ise 247 hanede 732 erkek kayıtlıydı. Kasaba merkeziyle bu köyler birlikte değerlendirildiğinde 411 hanede toplam 1.127 erkek nüfus bulunuyordu.
Kandıra’nın 109 Köyünde Binlerce Kişi Yaşıyordu
Araştırmada yer alan 109 köye ilişkin toplu tabloda 873 hane ve 2 bin 538 erkek nüfus kaydedildi. Nüfus, yaş ve fiziksel yeterlilik gruplarına göre üç sınıfta ele alındı: 892 çocuk, 998 genç ve yetişkin erkek, 648 yaşlı erkek. Kadın nüfusunun da yaklaşık aynı büyüklükte olduğu varsayıldığında köylerde 5 bin ila 5 bin 200 kişinin yaşamış olabileceği hesaplandı. Bu rakamlar, kadınların doğrudan sayıldığı kesin nüfus verileri değil, araştırmada kullanılan tahminler olarak değerlendiriliyor.
Bazı Köyler Birkaç Haneden Oluşuyordu
1830 yılı kayıtlarında bazı köyler nüfuslarıyla öne çıkarken, bazı yerleşimlerin yalnızca birkaç haneden oluştuğu görüldü. Araştırmaya göre Karanlık köyünde 42 hanede 108 erkek, Bağırkan’da 31 hanede 70 erkek, Ayıntablı’da 29 hanede 65 erkek, Sefalı’da ise 20 hanede 62 erkek yaşıyordu. Beşirler, Müezzin, Şahlar ve Mal Vergili gibi bazı yerleşimlerde ise yalnızca 2-3 hane bulunuyordu. Bu tablo, dönemin Kandıra’sında büyük merkezlerden çok küçük ve dağınık kırsal yerleşimlerin yaygın olduğunu gösteriyor.
Osmanlı Defterlerinde İnsanların Fiziksel Özellikleri Bile Yazılıydı
Araştırmanın dikkat çeken bölümlerinden biri, nüfus defterlerinde kişilere ilişkin ayrıntılı kayıtlar tutulması oldu. Osmanlı görevlileri yalnızca isim ve yaş bilgilerini değil; kişilerin boylarını, sakal ve bıyık renklerini, aile lakaplarını ve akrabalık ilişkilerini de kaydetmişti. Sultan Orhan Mahallesi’nde yaşayan 60 yaşındaki imam Mustafa Efendi’nin orta boylu ve ak sakallı olduğu belirtilirken, Karadurak Mahallesi kayıtlarında 90 yaşındaki Halil Efendi’nin adı da yer aldı. Aynı hanede mahalle imam hatibi olarak görev yapan 45 yaşındaki İbrahim Efendi de kayıtlara geçti. Bu ayrıntılar, yaklaşık iki asır önce Kandıra’da yaşayan insanların sosyal hayatına ilişkin önemli ipuçları sunuyor.
Bugünkü Ailelerin Geçmişine Işık Tutabilecek Lakaplar
Kürkçüoğlu, Kethüdaoğlu, Fidecioğlu, Tabancacı, Samurcu, Balıkoğlu, Değirmencioğlu ve Çavuşoğlu gibi çok sayıda aile lakabı da tarihî defterlerde yer aldı. Araştırmada, bu adlandırmaların bir bölümünün mesleklerle, aile geçmişiyle veya sosyal konumla bağlantılı olabileceği belirtildi. Bazı lakapların sonraki dönemlerde aile soyadlarına dönüşmüş olabileceği değerlendirilirken, günümüzde aynı soyadını taşıyan kişilerle tarihî kayıtlardaki aileler arasında doğrudan akrabalık kurulabilmesi için ayrıca soy araştırması yapılması gerektiğine dikkat çekildi.
Kandıra’nın Ormanları İstanbul İçin Önemliydi
Araştırma, Kandıra’nın geçmişte tarım ve hayvancılığın yanı sıra ormancılık bakımından da önemli bir merkez olduğunu ortaya koyuyor. Bölgedeki geniş ormanlardan elde edilen kereste ve odun, İstanbul’un ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılıyordu. Çalışmada aktarılan 6 Kasım 1854 tarihli Osmanlı arşiv belgesinde, sarayın ihtiyacı için Şeyhler, Karasu, Kandıra ve Kaymas nahiyelerinden 100 bin çeki odun satın alınarak İstanbul’a gönderilmesinin istendiği belirtiliyor. Bu belge, Kandıra ve çevresindeki ormanların Osmanlı dönemindeki ekonomik önemini gösteren tarihî kayıtlar arasında bulunuyor.
Dokumacılık, Tarım ve Hayvancılık Ekonominin Temeliydi
Araştırmada yararlanılan 19. yüzyıl sonlarına ait kaynaklara göre Kandıra’da dokumacılık da önemli bir ekonomik faaliyetti. Özellikle Şeyhler ve Kaymas nahiyelerinde iplik, keten ve keten kumaş üretimi öne çıkıyordu. Tarihî kaynaklarda Kandıra üzerinden yapılan kumaş ihracatının yıllık ortalama 400 bin parçaya ulaştığı ve ticaret değerinin 920 bin frank olduğu aktarılıyor. Bölgede buğday ve diğer tahılların yanı sıra patates, pirinç, fasulye ve mercimek yetiştiriliyor; hayvancılık da ekonominin önemli bir bölümünü oluşturuyordu.
1894 Yılında Kandıra’nın Sosyal Yaşamı
Araştırmada aktarılan 1894 tarihli bilgilere göre Kandıra bölgesinde 29 minareli büyük cami, 220 çeşme, 4 han, 1 hamam, 12 fırın ve 115 dükkân bulunuyordu. Aynı kaynaklarda bölgede 1.600 ev olduğu da belirtiliyordu. Eğitim alanında ise 50 öğrencinin öğrenim gördüğü bir ortaöğretim kurumu ile toplam 500 öğrencinin eğitim aldığı 33 eğitim yapısından söz ediliyor. Bu veriler 1830 yılı nüfus sayımına değil, araştırmada yararlanılan 19. yüzyılın sonlarına ait kaynaklara dayanıyor.
Göçler Kandıra’nın Nüfus Yapısını Değiştirdi
Araştırmada, Kandıra’nın demografik değişiminde göçlerin de etkili olduğu belirtiliyor. 1830 yılında üç mahalleden oluşan kasaba merkezinin mahalle sayısı, 1870 yılına gelindiğinde dörde yükselmişti. 1870 tarihli kayıtlarda kasaba ve merkeze bağlı köylerde 1.280 hanede 3 bin 651 erkek nüfus bulunuyordu. Araştırmada nüfus artışının yalnızca doğumlarla açıklanamayacağı, savaşlar ve göç hareketlerinin de etkili olduğu değerlendirildi. Kırım ve Kafkasya’dan gelen göçmenlerin yanı sıra Varna’dan Kandıra’ya sevk edilen 500 göçmene ilişkin 1879 tarihli bir Osmanlı arşiv belgesi de çalışmada aktarılan kayıtlar arasında yer aldı. Belgede göçmenlerin barınma ve yiyecek sıkıntısı yaşadığı, yardım edilmesi için talimat verildiği belirtiliyordu.
1898 Kayıtlarında Kandıra’nın Nüfusu 8 Bin 606 Kişiydi
Araştırmada kullanılan 12 Mart 1898 tarihli arşiv kayıtlarına göre kasaba merkezinde 329 hanede 1.583 kişi, merkeze bağlı 30 köyde ise 1.314 hanede 7 bin 23 kişi yaşıyordu. Böylece söz konusu yerleşimlerde toplam 1.643 hanede 8 bin 606 kişilik nüfus kaydedilmişti. Bu sayımda kadın ve erkek nüfusunun birlikte yer alması, 1830 ve 1870 yıllarında yalnızca erkekleri esas alan kayıtlardan ayrılıyordu.
Kandıra’nın Tarihi Arşivlerde Yaşamaya Devam Ediyor
Dr. Erdal Hürol’un araştırması, Kandıra’nın geçmişini yalnızca nüfus rakamlarıyla değil; mahalleleri, köyleri, aile lakapları, meslekleri ve göç hareketleriyle birlikte ele alıyor. Yaklaşık iki asır önce tutulan nüfus defterleri, bugün Kandıra’nın yerel tarihini araştırmak isteyenler için önemli bir kaynak niteliği taşıyor. Kayıtlarda yer alan isimler ve aile lakapları, geçmişle bugün arasında bağ kurmak isteyen aileler için de araştırmaya değer bilgiler sunuyor.


