Kandıra’nın köklü ve başarılı esnaflarını kaleme aldığımız yazı dizimizin bu haftaki konuğu 1993 yılında Kandıra halkını ilk kez market anlayışıyla tanıştıran Burak Market ortaklarından Mustafa Gülay ve İbrahim Yılmaz. 90’lı yıllarda 5 arkadaşın bir araya gelerek oluşturduğu fonla açılan Burak Market, o günden buyana her geçen gün büyüyerek ilçenin en büyük yerel marketi olma özelliğini kaybetmedi. Özellikle son yıllarda ilçede giderek artan marketler zincirlerine rağmen ayakta kalmayı başaran Burak Market, üstün kalite ve hizmet anlayışıyla müşterilerin en uğrak adreslerinden biri haline geldi. Bizde bu başarının mimarları ile görüşerek Burak Market’in kuruluşundan bu yana yaşadığı değişimleri ve gelişimi kendilerinden öğrendik. Sizleri keyifli sohbetimizle baş başa bırakıyoruz.
Burak Market, kaç yılında kuruldu?
Mustafa bey: 1993 yılında kuruldu ama onun öncesi de var. 1990 yılında 5 arkadaş bir fon oluşturmaya karar verdik. Ben öğrenciydim. Arkadaşlarımın bazıları memur, bazıları çalışıyordu. Dedik ki; öyle bir iş yapalım ki savaş da olsa olağanüstü bir durum da olsa insanların ihtiyaçlarını karşılayalım. Hem ticari bir kazancımız olsun hem de bir işimiz olsun düşüncesiyle böyle bir işe girdik. O zamanlar marketçilik çok fazla yaygın değildi. 5 arkadaş fon oluşturarak para biriktirmeye başladık. Bu süre içinde biriktirdiğimiz paraları küçük ticaretler de yaparak çoğalttık. Her zaman birlikte hareket ettik ve 1993 yılında işimizin başına geçerek marketimizi açtık.
Burak Market ilk nerede hizmete açıldı?
Mustafa bey: İlk olarak Aydınlık Mahallesi Güvenler Caddesi üzerinde hizmete açıldık. Adı yine Burak Market’ti. İsmi hiç değişmedi.
İlk açıldığında müşterilerin talepleri nasıldı?
Mustafa bey: Marketimizi ilk açtığımızda Kandıra halkı ilk kez barkotlu sistemle tanışmıştı. Ürünlerimizin hepsinin üzerinde fiyat etiketi vardı. Müşteriler markete geldiğinde bize fiyat sormuyordu, direkt öğreniyordu. Böyle bir sistem Kandıra’da şuanda çok normal geliyor fakat o zamanlar Kandıra için olağanüstü bir durumdu. İnsanlar o zamanlar bakkala gittiğinde ürünlerin üzerinde fiyatlar yoktu. Müşteri gelir ürünleri alır bakkalcı elinde hesap makinesiyle kafadan bir hesap yapar, ya parasını öder ya da veresiye yazdırırdı. Marketimizin açılmasıyla birlikte müşterinin fiyat kıyaslaması da devreye girdi ve alışverişini kendi bütçesine göre ayarladı. Fiyatların diğer bakkallara göre daha uygun olduğunu fark edince de marketimize ciddi bir teveccüh oluştu.
O zamanlar marketinizdeki ürün çeşitliliği nasıldı?
İbrahim bey: İlk başlarda işin acemisiydik. Tüm çeşitler oturduğunda 2 bin 400 çeşit ürün vardı. Daha sonra çeşitleri arttırdık. Manav ve et reyonlarımızı bünyemize ekledik. Malı İstanbul’dan getiriyorduk. İstanbul’da genelde spot çalışıldığından bizim fiyatlarımız uyguna geliyordu. Kar marjımızı belirli bir oranda tuttuğumuz için de insanlar teveccüh gösteriyorlardı. Marketimizi sabah ezanında açar gece yarılarına kadar çalışırdık. O dönemlerde gerçekten çok yoruluyorduk. Hatta müşteri gelmesin diye dua ettiğimiz bile oluyordu.
Kaç kişiyle çalışıyordunuz? O zamanlar müşteri potansiyeli nasıldı?
İbrahim Bey: Marketimiz 135 metrekarelik bir alandaydı. 4 kişi çalışıyorduk. Küçük bir depomuz vardı. Satışlarımız hızlı olduğu için bize yetiyordu. Genelde memurlar, öğretmenler, imamlar müşterilerimizdi. Köylerden de müşterilerimiz vardı fakat ilk zamanlarda köylerdeki müşterilerimiz marketimizi biraz daha lüks olarak görüyordu. Köylülerin marketimize alışması çabuk olmadı. Bir de haliyle merkezde büyüdüğümüz için çevremizi köylerden oluşturmamıştık.
O dönemlerde veresiye defteri var mıydı?
İbrahim Bey: Tabi ki vardı. Bakkalcılıktaki veresiye alışkanlığı marketimizde de devam etti. İşlerimizin yüzde yetmişi veresiyeydi. Bir süre paralı ticareti pek beceremedik. Hatta 1997-1998 yılları arasında köylerden bayilik almaya başladık. Toptan satışlarımız oldu. Bu çerçevede de yıllarca toptancılık yaptık. Köylerde baya bir paramızı kaptırdık. Çünkü veresiyeleri müşterilerimizden isteyemiyorduk. O noktada sıkıntılarımız vardı. Daha sonra veresiye işini beceremeyeceğini düşündük ve toptancılığı bıraktık. Marketimize ağrılık verdik. O dönemde dükkânımızın yeterli gelmediğini düşünerek şu anki mevcut yerimize taşındık. Yap işlet devret yöntemiyle aldığımız Aydınlık Mahallesi 23 Nisan Caddesi üzerindeki mevcut binamızda hizmete başladık.
Müşterilerinize hangi alanlarda hizmet veriyorsunuz?
İbrahim Bey: Marketimizde gıda, şarküteri, manav, oyuncak, temizlik, kozmetik, züccaciye gibi bir insanın ihtiyacı ne ise gidereceği ürünler var. Kandıra halkın da zaten “Burak Market’te yoksa başka hiçbir yerde yoktur” anlayışı var. Çeşit noktasında problemimiz yok.
Şu an kaç bayiiniz var ve kaç ortak çalışıyorsunuz?
Mustafa bey: Zamanında yola çıktığımız iki arkadaşımız ihtiyaçlarından dolayı aramızdan ayrıldılar. Kimisi özel ihtiyaçlarından dolayı marketteki hissesini sattı kimisi de memuriyet hayatı nedeniyle aramızdan ayrılmak zorunda kaldı. Burak Market şu anda dört ortak; Mustafa Gülay, Salih Taşçı, Hüseyin Yılmaz ve İbrahim Yılmaz. Kefken yolunda yaklaşık iki yıl önce bir market açmıştık. Tabi ki marketlere ilgi göstermezsen işin takipçisi olamazsan oradan bir başarı beklemen mümkün de olmuyor. O marketimizle fazla ilgilenemediğimiz için müşteriler de haliyle teveccüh göstermedi. Bu nedenle o şubemizi kapattık. Kerpe’de 3 yıl kadar hizmet verdik. Sonra oradan da çekildik. Şu anda Bağırganlı ve merkezimiz olmak üzere 2 şubemiz ve 17 personelimizle hizmet veriyoruz.
Kandıra’da gittikçe çoğalan indirimli marketler zinciri sizi olumsuz etkiliyor mu?
Mustafa bey: Tabii ki küçük esnafları olduğu kadar bizleri de etkiliyor. İndirimli market zincirlerinin arasında bizde işimize devam etmeye çalışıyoruz. Normal satış stratejisine göre aynı markalarda çok fazla bir fiyat farkı olmaması gerekiyor. Bu nedenle aramızda hemen hemen bir fark yok. Örneğin Ülker grubu veya Sütaş grubuyla fiyatlar aynıdır. Sadece kendi markaları özel gramajları nedeniyle uygun oluyor ya da belirli günlerde indirime girdikleri için fiyatlar düşük oluyor. Bu da müşterinin tercihidir. Piyasada kabul görmüş markalarla aramızdaki fiyat farklılığı minimum düzeydedir.
İbrahim bey: Benim şahsi kanaatim market sektörü yenilenmeli. Mahalle bakkalları sosyal dokuyu tutan bir işlev görüyorlar. Marketler zinciri ile bu işlevsellik ortadan kalkıyor. Dolayısıyla ülkemize katma değer katan bir sektör olmadığı gibi toplumsal dokuyu da zedeliyor. Belki belirli bir düzeni ve rekabeti getirdiler fakat marketler zincirinin mahalle aralarına kadar girmesini ben sosyal açıdan doğru bulmuyorum. Bir esnaf, bir bakkalcı vatandaşla yüzleşmeli, vatandaşta bakkalcıyla selamlaşmaya devam etmeli. Ancak bu market zincirleriyle ortadan kalkıyor. Toplum her geçen gün birbirinden uzaklaşıyor. Bu sistemin topluma hiçbir faydası yok. Bana göre her mahallede bir bakkal olmalı ve bu bakkallar korunmalı.
Mustafa bey: Bu konuda bizi rahatsız eden bir başka durum daha var. BİM, A101 gibi marketlerin yollarına bakın. Kaldırımlar kendi düzenlerine göre işgal edilmiştir. Bu Türkiye’nin her yerinde aynıdır fakat biz kaldırıma bir tane kasa koyuyoruz diye belediye ile sıkıntı yaşıyoruz. 10 yıl önce Kandıra’da sadece iki tane marketler zinciri vardı. Biri BİM diğeri Diasa’ydı. Bugün 10 yıl öncesine göre nüfus düştü ancak marketler zinciri merkezde 7’ye yükseldi. Artık pastanın nasıl bölüşüldüğünü siz düşünün.
Burak Market’te de indirimli günler oluyor mu?
Mustafa bey: Zaman zaman bizlerin de kampanyaları oluyor. Belirli günlerde indirim uyguluyoruz. Bunu da dağıttığımız broşürlerle ve reklamlarla halkımıza duyuruyoruz.
Günümüzdeki kazancınızla ilk açıldığındaki kazancınız arasında kıyaslama yaparsak en çok hangi dönemde kazanç sağladınız?
Mustafa bey: Şu anda ki rekabeti eskiye göre kıyaslayamazsınız. Şu anda ticari bir savaş var. Biz Kandıra’ya ilk marketi getirdiğimizde art niyetli bir anlayış içerisinde değildik. Sadece fiyatın müşteri tarafından açıkça bilinmesi özelliğini taşıyorduk. Bakkallarda henüz böyle bir özellik yoktu. Bakkallara fiyat etiketi koysanız belki o zamanlar yadırganırdı bile. Bu nedenle müşterilerin teveccühünü kazanmıştık. Tabi ki o dönemlerde kazancımız daha iyiydi.
İbrahim Bey: Geçmişte bu işlerde daha fazla hareket vardı. Şimdi her geçen gün işlerimiz düşüyor ve maliyet de haliyle artıyor. Arz fazla ancak talep az.
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Mustafa bey: Açıldığımız günden bu yana bizi bırakmayan sadık müşterilerimiz vardır. Biz onlara özellikle çok teşekkür ediyor, şükranlarımızı iletiyoruz. Bu müşterilerimizin yıllardır bizden alışveriş yapmaları sadece ticaretle alakalı değil aynı zamanda gönül bağıyla ilgili. Biz müşterilerimizle samimi ilişkiler içerisinde selamlaşır, hal hatır sorarız. Eski bakkalların yaptıkları bu karşılıklı samimi ilişkileri bizlerde Kandıralı olmamız nedeniyle devam ettiriyoruz ve bu konuyu çok fazla önemsiyoruz.
İbrahim bey; Ben de marketimizin açılışından bugüne bizlere teveccüh gösteren gönül dostlarımıza çok teşekkür ediyorum. Bizler zaten bu sektöre başlarken hizmet sektörü olarak başlamıştık. Elimizden geldiği kadar hizmette kusur etmediğimizi düşünüyorum. Hiçbir zaman müşteriyi tüketime yönlendirecek şekilde teşhir de yapmadık. Sadece vatandaş ihtiyaçlarını ekonomik bir şekilde karşılasın diye düşündük. Hiçbir zaman müşterimizi aldatmadık. Bunun karşılığında müşterilerimizin teveccühünü kazandığımızı düşünüyorum. Allah her birinden razı olsun. Teşekkür ederiz.


