Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
sol 1 reklam sol 3 reklam
sag 1 reklam sag 2 reklam sag 3 reklam

Değirmencilikten fabrikatörlüğe uzanan başarı öyküsü

Akın Koç Un Fabrikası ortaklarından Serdar Koç, aile büyüklerinin değirmencilikten fabrikalara uzanan başarı öyküsünü gazetemize anlattı.

Akın Koç Un Fabrikası ortaklarından Serdar Koç, aile büyüklerinin değirmencilikten
Rastgele Banner Alanları

Kandıra’nın köklü esnaflarının ticari yaşantılarını kaleme aldığımız yazı dizimizin bu haftaki konuğu Akın Koç Un Fabrikası ortaklarından Serdar Koç. 1970’li yıllarda değirmencilik ve hayvancılık yaparak atıldıkları ticari yaşantılarını bugün Kaynarca ve Kandıra olmak üzere iki fabrika işleterek sürdüren Akın ve Koç ailesinin ikinci nesil ortaklarından Serdar Koç, ticari yaşantılarını gazetemize anlattı. Kendisini keyifle dinlediğimiz sohbetimizin detayları şu şekilde;

Şirketinizin kuruluşundan bahseder misiniz?
Firmamız Kandıra’da 1984 yılında faaliyete başladı. Ancak kurucularımız onun öncesinde 1970’li yıllarda Kaynarca’da değirmencilik yapmışlar. Şirketi kuran halamın eşi Fethi Akın ticarete su değirmeni ve hayvancılık ile atılmış. Daha sonra kayınbiraderleri Fikri Koç ve Kadir Koç ile güç birliği yaparak değirmenciliği geliştirip fabrikaya çevirmişler. Zamanla müşterilerin talebi artınca 3 ortak 1984 yılında Kandıra’daki şirketi kurmuşlar ve bugüne getirmişler. Bizde amcamın oğlu Fikret Koç ve Fethi Akın’ın torunu Mehmet Akın ile birlikte ikinci kuşak olarak şirketi yönetmeye devam ediyoruz.

Kandıra’da fabrika açma fikri nasıl gelişmiş?
1970’li yıllarda Kaynarca’da işler çok yoğunmuş. O kadar yoğunmuş ki Ağva’dan Karasu’ya kadar herkes buğdayını biçip un alabilmek için sıraya giriyormuş. Civarın tek un fabrikası olduğumuz için harman zamanında buğdayını öğütüp un almak isteyen kişiler, habersiz geldiklerinde 1 hafta römorklarda uyurmuş. Bazı kişiler de sıra alır, verilen tarihe göre gelirmiş. Kaynarca’daki fabrikamız insanların talebini karşılayamayınca hem hizmet etmek hem de ticareti geliştirmek amaçlı bir fabrika daha yapmaya karar vermişler. Kendi aralarında istişare edip Kandıra’yı tercih etmişler ve Kandıra’ya gelip 10 dönümlük arazi alınmış. O dönemlerde hem fabrikanın mühendisliğini yapmak, hem makineleri buraya getirmek hem de bu depoları yapmak oldukça zormuş ama birlik ve beraberlik içerisinde tüm zorlukların üstesinden gelmişler.

Sizin mesleğe atılmanız nasıl gelişti?
Ben 8 yaşından beri fabrikadayım. Yaz tatillerinde gerek Kaynarca’da gerekse Kandıra’da çalıştım. Kantara baktım, buğday kontrollerinde bulundum, biraz daha büyüdükçe laboratuarı öğrendim. Ziraat Mühendisliği mezunuyum. Öğrencilik hayatımda ürünün yetiştirilmesini, korunmasını öğrendim. Askerliğimi yaptıktan sonra işin başına geçtim. 1 yıl İngiltere’ye gidip dil öğrendim. Muhasebe, satış, finans, finansman, pazarlama, tahsilât gibi tüm görevlerde çalıştım. Hala mesleğim üzerine kendimi geliştirmek için araştırmalara devam ediyorum.

Fabrikanın kuruluş yıllarından bugüne neler değişti?
O dönemlerde sadece un ve kepek üretiliyordu. Zamanla ürünlerimizin çeşitliliği arttı. Biz sektörde yıllar yılı hem tecrübe kazandık hem müşteri kitlelerimizi arttırdık hem de ürünlerimizi çeşitlendirdik. Önceden sadece bildiğimiz unun üretimini yapıyorduk. Şimdi bunun içerisinde ekmeklik, pastalık, böreklik, pidelik, simitlik, lavaşlık cinsi ayrı un çeşitleri çıktı. Bizde bu çeşitlerin hepsini yapıyoruz. Son yıllarda üretim teknolojileri modernizasyonu yapılıyor. Bizim makinelerimizin ömrü uzundur ancak teknoloji değiştiği için ayak uydurmaya çalışıyoruz. Fuarlara katılıyoruz, araştırma yapıyoruz, farklı un fabrikalarını ziyaret ediyoruz, meslektaşlarımızla istişareler yapıyoruz. Gelişen teknolojiye ayak uydurarak şirketimizi bir adım daha öne çıkartmanın gayreti içerisindeyiz. Şuan un fabrikamızın dışında tavukçuluk ve akaryakıt hizmetlerimizle sektörde faaliyet gösteriyoruz.

KANDIRA’DA BUĞDAY ÜRETİMİ AZALDI
Kandıra’dan yeteri derecede buğday alabiliyor musunuz?
Maalesef alamıyoruz. Kandıra da bir fabrika çalıştırıp işletecek kadar buğday üretimi yok. 90’lı yıllarda buğday ihtiyacımızın yüzde 80’ini Kandıra’dan karşılayabiliyorduk. Ancak şuan sadece yüzde 20’sini Kandıra’dan karşılayabiliyoruz. Bu nedenle rekabet piyasasında 1-0 yenik durumdayız. 1995 yılına kadar Kandıra’daki buğday üretimi müthiş derecedeydi. İhtiyacımızı buradan karşılayabiliyorduk. Kalite de çok iyiydi. Ancak o yıllardan sonra hem ekim alanları azaldı hem de bölgemizde süne denilen bir buğday zararlısı çoğaldı. Bununla birlikte buğdaydaki ekmek yapabilme kalitesi de o miktarda azaldı. Bizde o yıllardan itibaren kaliteli buğdayı başka yerlerde arayış içerisine girdik. Özellikle Ankara Polatlı, Edirne, Tekirdağ ve Çanakkale’den buğday taşıyarak kalitemizi korumaya çalıştık.

PİŞMANİYECİLERE ÖZEL UN
Şu an hangi bölgelerde satış yapıyorsunuz?
Biz İstanbul’dan Karadeniz Ereğli’ye kadar satış yapıyoruz. Fırınlar, tüccarlar, kebapçılar, pideciler, simitçiler, pastaneler, ekmek fırınları, hepsine hitap ediyoruz. Önceden sadece ekmeklik un üretiyorduk. Ama şu an pişmaniyecilere bile un yapıyoruz. 5 il üzerinden çalışıyoruz. 5 il üzerindeki tüm noktalara, fırınlara uğruyoruz.

Hedefiniz nedir?
Hedefimiz hem kendimiz, hem işçimiz, hem de Kandıra’mız için daha ileri gitmek. Fabrika kurulurken büyüklerimiz yani eniştem Fethi Akın, babam Fikri Koç ve rahmetli amcam Kadir Koç, işçi gibi çalışıp tırnaklarıyla kazıyarak fabrikayı bugünlere getirmişler. O günkü şartlarda anlatılan hikâyelere göre traktörlerle malzemeleri kendileri çekmişler. Birisi beton atmış, diğeri demir bükmüş. Yani bugünlere kolay gelinmemiş. Bizde onlarla gurur duyuyoruz. Hedefimiz tüm bu yapılan emeklerin üzerine koyarak, fabrikamızı daha da ileriye götürmek. İnşallah bizlerde onlar gibi başarılı olabiliriz. Tek hedefimiz bu.

İstihdam ettiğiniz personel sayınız kaç?
Kandıra’daki fabrikamızda 20 işçi çalıştırıyoruz. Toplam şirketlerimizdeki personel sayımız ise 60 civarında.
Yurtdışına ihracat yapıyor musunuz?
İhracat şuana kadar yapmadık. Geçmiş dönemlerde Gürcistan ihracatımız oldu ancak ticari uyuşmazlıklardan dolayı ihracatı kapattık ama gelecek genç nesillerle birlikte yeniden ihracata açılabiliriz. Yeğenlerim Kerem ve Mehmet Koç Uluslararası İlişkiler okuyorlar. Onlarla birlikte ilerleyen zamanlarda güç birliğiyle ihracat yapmayı hedefliyoruz.

Kandıralı üreticilerin sadece buğdaylarını mı alıyorsunuz?
Fabrikamızda un ve kepek üretimi, gübre bayilikleri, sertifikalı tohum satışları, hayvan yemi satışlarını da yapıyoruz. Çiftçiden gelen tüm ürünleri değerlendiriyoruz. 2015 sezonunda fındık alımına da başladık. Yani biz çiftçimizin tüm ürünlerine talibiz.
SİMİTLİK UNDA 1 NUMARAYIZ
En çok hangi un çeşidi tercih ediliyor?
Biz her un çeşitlerinde iyiyiz ama simitlik un da çok iddialıyız. Hatta 1 numarayız diyebilirim. En çok talep simitlik undan yana gelir. Hatta bizim simitlik unumuz olmadan lezzetli simit üretemediklerini söylerler. Bizde bu durumdan çok memnunuz.

Un dışında farklı bir sektörde yer almayı düşünüyor musunuz?
Bizim esas amacımız bu sektörde kalmak. Ancak un sektörüne devam ederken bir yandan da hayvancılık sektörü ve inşaat sektörüne de girmeyi düşünüyoruz. Büyükbaş hayvan çiftliği kurarak son sitem modern bir çiftlikle hayvancılık sektöründe öncü olmak istiyoruz. İnşaat sektöründe de konut yapıp satmayı düşünüyoruz. Nerede yapacağımıza henüz karar vermedik ama böyle bir proje aklımızda var.

Şuan aile şirketinizde kaç ortaksınız?
Fikri Koç, Serdar Koç, Mehmet Akın ve Fikret Koç ile birlikte 4 ortağız. Biz herhangi bir karar alırken birbirimize danışırız. En büyük avantajımız budur. Herkes birbirini dinler, ortak karar alınır. Kimse tek başına iş yapmaz. Herkes birbirine karşı anlayışlıdır.
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Öncelikle 1980’li yıllarda böyle bir tesisi Kandıra’da kurmak, o teknolojileri, mühendislik tasarımlarını yaptırmak çok zor olmuş. Çünkü hayatımızı kolaylaştıran internet, bilgisayar, faks makinesi, cep telefonu, hatta telefon bile her yerde yokken bu teknolojiyi bulmak, Kandıra’ya getirmek, o hizmeti almak müthiş bir başarı. Biz ikinci nesil olarak bu başarıya imreniyor ve büyüklerimizin yolunda ilerlemeye devam ediyoruz. Müşterilerimize ve Kandıra halkına da sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Bizi bu günlere getirenler, başarılı olmamızı sağlayan ve devam ettiren onlardır. Biz onların sayesinde buradayız. Bunu hiç unutmadık, unutmayacağız.
 

Kandıra'nın Sesi - Reklam Alanları
Sadece Mobilde Görünen GIF'ler

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kandıra Kaymakamlığı, olumsuz hava ve deniz şartları nedeniyle 29 Temmuz
Sıradaki Haber 29 Temmuz’da Kandıra’da 6 Plaj Hariç Tüm Sahillerde Denize Girmek Yasaklandı
error: İçerik Korunmaktadır!