Bingöl’de, 1993 yılında yaşanan ve 33 askerin şehit olduğu terör saldırısı ardında bir dram daha bıraktı. Saldırıda şehit olan oğlu Ünal Kalafat’ın karışan cesedinin bulunması için 26 yıldır mücadele veren baba Selami Kalafat, oğlunun cesedine kavuşamadan vefat etti. 2005-2007 Bingöl İl Jandarma Komutanı olarak görev yapan ve bu dönemde “33 Şehit Anıtı”nı yaptıran Kandıralı hemşerimizin Emekli Tuğgeneral Ümit Yılmaz, Selami Kalafat’ı anlattı.
OĞLUNA KAVUŞTU
Baba Kalafat’ın vefat ettiğini bayramda öğrenen ve Bingöl Alay Komutanıyken “33 Şehit Anıtı”nı yaptıran Kandıralı hemşerimizin emekli Tuğgeneral Ümit Yılmaz ulusal bir gazeteye yaptığı açıklamasında, “Bayramını kutlamak için aradım, ulaşamadım. Daha sonra 15 gün önce vefat ettiğini öğrendim. Şok oldum, çok hüzünlendim. Oğlunun cenazesini bulmak için birlikte çabalıyorduk. Bu dünyada göremedi ama öteki dünyada oğluna kavuştu” dedi.
OĞLUNA HASRET GİTTİ
Oğlunun cesedine kavuşamadan yaşamını yitiren Selami Kalafat’ı anlatan Yılmaz, “Selami amcayla, 33 Şehit Anıtı’nın açılışı sırasında tanışmıştık. Selami amcamız, 33 askerden cenazesi karışıp da oğlunun gerçek cenazesine ulaşamayan amcamızdı. Yıllarca, oğlunun gerçek cenazesine kavuşmak için çalıştı ancak prosedürleri aşıp da gerçek cenazeyi bulup Selami amcamıza teslim edemedik. Devlet, oğlunun cenazesini bulup da veremedi. Yakınları aracılığıyla benden helallik istemiş. Çok duygulandım. Kendisinin ruhuna en kalbi dualarımı gönderiyorum” diye konuştu.
“AFFET BİZİ SELAMİ AMCA”
Duygularını yazdığı mektupla da dile getiren Kandıralı hemşerimizin Emekli General Yılmaz, şunları yazdı:
“33 şehidin isim listesi ve resimlerini bulmak bile kolay olmadı ama bir yerden başlamıştık. Sıra şehitlerin isim ve resimlerine gelince Devlet’in İl Jandarma Komutanı olarak çok utandım. Öğrendim ki şehitlerden birisi anasının babasının bir tanesi, bir mehmetçiğimizin, şehidimizin naaşı diğerleri ile karışmıştı. Derhal Selami amcam ile irtibat kurup ondaki bilgiler aldık, bir binbaşımı özellikle bu işi çözsün diye görevlendirdim ama alt tarafı bir ilin asayişi ile ilgili bir devlet memuru olarak çabalarımıza rağmen bir çözüme ulaşamadım. 30 Haziran 2007 günü gelebilen şehit ailelerin katılımı ile anıtı açtık. Selami amcamdan da başarısız olduğumuz için özür diledik. Her iki şehirdeki şehit mezarlarının aşılması ve DNA testlerinin yapılması adli bir görev idi ve beni de kendisini de aşıyor idi. Selami amcam; Bayram’da seni aradım ellerinden öperim Bayram’ın kutlu olsun diyebilmek için ama ulaşamadım.
KUSURLU TARAFTAYIZ
Üç yıl önce emekli olmuş biri olarak, Devlet görevlisi olarak değil sadece acılı bir babanın dert ortağı bir vatandaş olarak, ama sana ulaşamadım. Oğluna sonunda kavuşmuşsun Nurlar içinde yat. Vasiyet gibi bir not bırakmışsın haber verin kumandanım hakkını helal etsin diye, bizim için çok uğraştı diyerek. Asıl sen bize ve Devlet’imize hakkını helal et canım amcam. Biz görevimizi tam yapamayan, eksik ve kusurlu taraftayız. Selami amcamın değerli ailesi; bu mektubu yazdım diye siz de beni affedin. Biz asla devlet incinsin diye değil, devlet daha kaliteli ve mümkün ise kusursuz çalışsın diye onu eleştirmek ve hatasını ilgililere iletmek zorundayız! Selami amcam; beni de affet, Devletimizin kasıt değil ama bu kusurunu da affet! Ellerinden öperim. Geçmiş Bayram’ın kutlu olsun. Allah cennetinde oğlun ile komşu olmayı sana da nasip etsin inşallah.”


