Kandıra İlçe Müftüsü Adem Gülmek, zekât ibadetinin hem bireysel hem de toplumsal yönüne dikkat çekerek önemli değerlendirmelerde bulundu. Zekâtın İslam’ın temel ibadetlerinden biri olduğunu vurgulayan Gülmek, bu ibadetin malın bereketlenmesine ve toplumda sosyal dengenin sağlanmasına katkı sunduğunu ifade etti.
Zekâtın Anlamı ve Önemi
Zekâtın kelime anlamı itibariyle “temizlik, arınma ve artış” anlamına geldiğini belirten Gülmek, terim olarak ise dinen zengin sayılan Müslümanların mallarından belirli bir payı ihtiyaç sahiplerine vermesi anlamına geldiğini söyledi. Kur’an-ı Kerim’de zekâtın, ibadet hayatının ayrılmaz bir parçası olarak namazla birlikte zikredildiğine dikkat çeken Gülmek, bu ibadetin malı ve kişiyi arındırdığının vurgulandığını ifade etti.
Malın İçindeki Hak Sahibini Ortaya Çıkarır
Hz. Muhammed’e (sav) hitaben müminlerin mallarından sadaka alınarak onların temizlenip arındırılmasının emredildiğini hatırlatan Müftü Gülmek, zekâtın malın içindeki ihtiyaç sahibine ait hakkı ortaya çıkardığını belirtti. Bu yönüyle zekâtın serveti bereketlendirdiğini ve kulun Allah’a karşı mali sorumluluğunu yerine getirmesine vesile olduğunu söyledi.
Toplumsal Dayanışmayı Güçlendirir
Zekât ibadetinin toplumsal açıdan da önemli bir işlev gördüğünü dile getiren Gülmek, bu ibadetin ekonomik dengeyi koruyan ve sosyal dayanışmayı güçlendiren bir mekanizma olduğunu ifade etti. Zengin ile fakir arasındaki uçurumu azaltan zekâtın, toplumdaki kin ve haset duygularını da törpülediğini söyledi.
Ahlâkî Olgunlaşmaya Katkı Sağlar
Zekâtın bireyi cimrilik ve mal hırsından arındırdığını belirten Gülmek, bu ibadetin ahlâkî olgunlaşmaya da katkı sunduğunu dile getirdi. Zekâtın yalnızca ekonomik bir yükümlülük olmadığını ifade eden Gülmek, ibadet, ahlâk ve toplumsal adalet ilkelerini bir araya getiren bütüncül bir kulluk pratiği olduğuna dikkat çekti.
“Bu Muazzam İbadeti Yerine Getirmeliyiz”
Bugün Müslümanlara düşen görevin zekât ibadetini yerine getirme konusunda azami gayret göstermek olduğunu vurgulayan Gülmek, sahip olunan bütün nimetlerin gerçek sahibinin Allah Teâlâ olduğunu hatırlattı.
Gülmek sözlerini şu dua ile tamamladı: “Rabbimiz Teâlâ bizleri kendisine hakiki manada kul, Habibi Hz. Muhammed’e (sav) hakiki manada ümmet olanlardan eylesin.”


