Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
sol 1 reklam sol 2 reklam sol 3 reklam
sag 1 reklam sag 2 reklam sag 3 reklam
Ünal Cankurt
Ünal Cankurt

İnsan babasını güçlü bilir; yıkılmaz sanır, hiç düşmeyecek gibi…

Hayat, insana hiçbir zaman “hazır mısın?” diye sormaz.
En sakin sandığınız anlarda, en ağır imtihanları önünüze koyar. Takvimde sıradan görünen bir gün, bir anda hafızaya kazınır. Çünkü bazen birkaç dakika, bir ömrün yönünü değiştirir.

İnsan babasını güçlü bilir.
Yıllarca dimdik durmuş, kimseye yük olmadan yaşamış bir baba; evladın zihninde yıkılmaz bir kale gibidir. “O hep ayakta kalır” düşüncesi, bir temenniden çok bir inançtır. Hayat ise bazen bu inancı en sert yerinden sınar.

13 Ocak 2026…
Artık yalnızca bir tarih değil. Öncesi olan, sonrası olan bir kırılma noktası.

Bir anda ağırlaşan sağlık durumu…
Evle hastane arasına sıkışan o kısa ama anlamı tarifsiz yol… 112 Acil Sağlık ekiplerinin müdahalesiyle Kandıra Devlet Hastanesi’ne sevk edilen baba, ambulans yolculuğu sırasında kalbinin durmasıyla zamanla yarışılan bir sürecin içine girdi. Ambulansın içinde duran bir kalp, dışarıda bekleyen nice yüreği de sessizliğe gömdü.

Ve sonra…
43 dakika.

Takvimlerde önemsiz görünen bu süre, bir ailenin, bir evladın ve belki de bir şehrin hafızasına kazındı. Sağlık çalışanlarının sabırla, inatla ve insanüstü bir gayretle sürdürdüğü müdahale, tam 43 dakikanın ardından sonuç verdi. Kalp yeniden çalıştırıldı. O an yalnızca bir kalp değil, umut da hayata döndü. Kalp atmaya başladığında, aslında hayat yeniden nefes aldı.

Bu an bize çok şey öğretti.
Teknoloji, cihazlar, modern tıp elbette vazgeçilmez… Ancak insan hayatını asıl ayakta tutan; işini vicdanla yapan insanlar, terle yoğrulmuş emek ve gökyüzüne açılan samimi dualardır. O kalp, sadece tıbbi müdahaleyle değil; binlerce yüreğin duasıyla yeniden çalıştı.

Yapılan değerlendirmelerin ardından, daha donanımlı bir yoğun bakım ihtiyacı nedeniyle baba, Kocaeli Özel Darıca Büyük Anadolu Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi’ne sevk edildi.

Yoğun bakım…
Sessizliğin en ağır hâli.

Orada zaman başka akar. Dakikalar uzar, geceler sabaha varmaz. Beklemek insanı yorar ama aynı zamanda olgunlaştırır. Umut, orada en küçük iyi habere tutunmayı öğretir. Bir kelime, bir gelişme; koca bir günün yükünü hafifletebilir.

İnsan tam da bu anlarda şunu anlar:
Bir telefon, bir mesaj, “yanındayım” diyen bir cümle; bazen ilacın kendisinden daha şifalıdır. Çünkü insan, en çaresiz anında yalnız olmadığını bilmek ister.

Bugün bir baba yaşam mücadelesi veriyor.
Bir evlat sabırla bekliyor.
Bir şehir, dualarını eksik etmiyor.

Ve geriye kalan büyük bir hakikat var:
Hayat bazen insana en ağır imtihanları sunar. Ama o imtihanların içinde, insanı ayakta tutan derin bir hikmet gizlidir. Acının içinde umut, çaresizliğin içinde teslimiyet, karanlığın içinde mutlaka bir ışık vardır.

Dua, bazen bir kalbi yeniden attırır.
Ve o an…
Hayat da yeniden başlar.

96 yıl…

Bir ailenin direği, bir evladın sığınağı.
Az değil. Ama bir babaya dair umut için hiçbir zaman fazla da değil.

Babamız için edilen her dua, gönülden söylenen her güzel söz bizim için tarifsiz derecede kıymetli. Rabbim babamıza şifa, bizlere sabır; tüm hastalara sağlık ve afiyet nasip etsin İnşallah.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Reklamı Geç
Kandıranin Sesi - Fotoğraf
error: İçerik Korunmaktadır!