Bazen bir şehrin gerçek sorunları, büyük projelerin gölgesinde görünmez olur.
Kimi zaman bir asfalt çatlağında, kimi zaman bir bankta oturan yaşlının sessizliğinde, kimi zaman da bir terminal peronunda saklıdır hayatın gerçeği…
Bugün Kandıra’dan yükselen ses de tam olarak böyle bir meseleye işaret ediyor. Dışarıdan bakıldığında “küçük bir düzenleme” gibi görünen bir değişiklik, aslında yüzlerce insanın günlük yaşamını doğrudan etkileyen ciddi bir mağduriyete dönüşmüş durumda.
Kandıra ile İzmit arasında yıllardır gidip gelen vatandaşlar için ulaşım sadece bir yolculuk değildir; çoğu zaman ekmek mücadelesidir, hastane yoludur, alın teridir, tedavi umududur… Hele ki yaşlılar, hastalar ve emekliler için bu yolculuk başlı başına sabır isteyen bir süreçtir.

Gazetemizi ziyaret eden Kandıra Merkez Akçakoca Camii emekli İmam Hatibi Metin hocamızın anlattıkları ise meselenin ne kadar insani bir boyuta ulaştığını açıkça ortaya koyuyor. Haftanın birkaç günü tedavi için İzmit’e gitmek zorunda kalan bir insanın, tramvaydan indikten sonra terminalin en uzak noktasına kadar yürümek zorunda bırakılması gerçekten düşündürücü…
Eskiden birkaç adımda ulaşılan otobüsler şimdi terminalin adeta öteki ucunda. Sağlıklı bir insan için bile yorucu olan bu mesafe; hastalar, yaşlılar ve ayakta durmakta zorlanan vatandaşlar için tam anlamıyla bir çileye dönüşüyor.
Aslında burada sorulması gereken soru çok basit:
Bir düzenleme yapılırken insanın günlük hayatı ne kadar hesaba katıldı?
Çünkü şehircilik sadece yol yapmak, bina dikmek ya da yeni sistemler kurmak değildir. Gerçek belediyecilik, vatandaşın yorgun adımını hissedebilmektir. Bir yaşlının nefes nefese kaldığı noktayı görebilmektir. Hastaneden çıkan bir insanın yürümekte zorlandığını fark edebilmektir.

Kandıra’nın gerçeği ortada…
İlçemizde emekli nüfus oldukça fazla. Gençlerimizin büyük bölümü İzmit’te çalışıyor. Maddi durumu iyi olanlar özel araçlarıyla ulaşım sağlayabiliyor olabilir; fakat binlerce vatandaş için belediye otobüsü tek seçenek. İşte tam da bu yüzden alınan her kararın masa başından değil, halkın içinden bakılarak değerlendirilmesi gerekiyor.
Bugün Metin hocamızın yaptığı çağrı aslında yalnızca şahsi bir talep değildir. O çağrı, her sabah yorgun bedenleriyle otobüse yetişmeye çalışan insanların sesidir. Hastane koridorlarından çıkıp terminalde nefeslenmek zorunda kalan yaşlıların sesidir. Eve ekmek götürmek için her gün bu yolu kullanan emekçinin sesidir.
İnanıyoruz ki Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, UlaşımPark yetkilileri ve ilgili kurumlar bu çağrıyı duyacaktır. Çünkü bu şehirde vatandaşın sesine kulak veren anlayışın karşılık bulduğunu geçmişte defalarca gördük.
Çünkü mesele sadece bir peron meselesi değildir…
Mesele, insan hayatını kolaylaştırma meselesidir.
Mesele, vatandaşın yorgunluğunu anlayabilme meselesidir.
Ve en önemlisi…
Bazen bir insanın ettiği dua, yapılan en büyük hizmetten daha değerlidir.



YORUMLAR